30 Kasım 2007 Cuma

İşte Haber İşte Yorum


Haber:
Panionios-Galatasaray maçını spiker Güntekin Onay'la birlikte yorumlayan Rıdvan Dilmen'in dedikleri çıktı. Sahaya savunma ağırlıklı bir kadro süren Feldkamp'ın oyuncu tercihlerini ve taktik anlayışını eleştiren Rıdvan Dilmen, kenarda bekleyen Hakan Şükür, Ümit Karan ve Nonda'nın bir veya ikisinin oyuna girmesi halinde Galatasaray'ın karşılaşmayı kazanacağını savundu. Israrla Serkan'ın ileride tek kaldığını, Lincoln ve Arda'nın markaj altında kaybolduğunu belirten ünlü yorumcu, "Esas oğlanlar girince işi bitirir. Türk filmi gibi, maçın sonu şimdiden belli. Galatasaray maçı rahat kazanır" dedi. Yorumcu Rıdvan Dilmen dediklerinin hepsi ikinci yarıda gerçekleşti. Hakan Şükür'ün girmesiyle oyunu rakip sahaya yıkan Cimbom, karşılaşmadan 3-0 gibi net bir skorla galip ayrıldı. Hakan şık bir kafa golü atarak, Rıdvan'ı haklı çıkardı.

Yorum (KEMAL ALDEMIR):
AMA GOLLERIN OFSAYTTAN VE SAHTE BIR PENALTIDAN OLACAGINI BILEMEDI NAAABER!!

Benim Yorumum:
Bize 70 milyon KEMAL ALDEMIR lazim..

28 Kasım 2007 Çarşamba

Universite adayları için hazırladığımız "Geleceğin Meslekleri" Programına Hoşgeldniz

U.S. Market for Molecular, Nanoscale and Atomic Imaging Worth $4.2 Billion by 2012 Says BCC Research Data

WELLESLEY, Mass.--(BUSINESS WIRE)--According to a new technical market research report, Molecular, Nanoscale and Atomic ImagingNAN046A from BCC Research (www.bccresearch.com), the U.S. market for molecular, nanoscale, and atomic imaging was worth some $1.6 billion in 2006 and is expected to increase to $1.8 billion in 2007 and $4.2 billion by 2012, a compound annual growth rate (CAGR) of 18.5% over the next five years.

The market is broken down into applications of imaging hardware and imaging probes. Of these segments, imaging hardware represents 69.7% of the total molecular, nanoscale, and atomic imaging market with a value of $1.3 billion in 2007. This segment is expected to grow with a compound annual growth rate of 18% to exceed $2.8 billion in 2012.

Within the imaging systems market, scanning electron microscopes captured the largest share with a value of $295.8 million in 2007. This segment is expected to grow with a compound annual growth rate of 15.2%, reaching $601.3 million by 2012.

Probe reagents for molecular, nanoscale, and atomic imaging are valued at $546.2 million in 2007 and are expected to grow with a compound annual growth rate (CAGR) of 19.4%, reaching $1.3 billion in 2012.

Molecular probes, including fluorescent and bioluminescent tags, represent the largest segment of the U.S. market for imaging probes, with a value of $326.5 million in 2007. This market is expected to have a compound annual growth rate (CAGR) of 15.1%, exceeding $660.5 million in 2012.

Yapma UzunNehrinCivarındaUçanKartal, Yapma UzunNehrinCivarındaUçanKartal

Ağla Jacques ağla.. Gitti giden gitti giden.. Nina sen de agla



Kartpostal

Kiymetli Rehavet Abim hakkinda saatlerce konusulacak, sayfalar dolusu yazilacak bi abi oldugu icin yapacagim herhangi bi giris onu anlatmaya yetmez. Bu sebepten hic denemiyorum bile. Yalniz kendisinin birbirinden super ozellikleri vardir, bunlardan bir-ikisini paylasmak istiyorum seninle.. Mesela duz yazida parantez acilip kapanmasina gicik olur ki ben kod yaziyor olsam bile her shift+9 ve shift+0 yapisimda kendisini anarim. Ayrica Turkce bi metin icersinde yerli yersiz Ingilizce kelimeler kullanilmasina da gicik olur, zira kendisi iyi bir Turkce'cidir.. Az sonra bakin ona nasil kalp krizi gecirtiyorum (zaten hastaymis, fazla ustune gitmesem iyi ederim ama baksana parantezi acmisiz bile, kapamasak olmaz)...

simdi Rehavet abim Turist basligiyla bi ENTRY yapmis (abi bak ingilizce kelime kullandim, ardindan da parantezi actim..). Bu entry beni derinden yaralamakla birlikte uzun zamandan beri yazmak isteyip de yazamadigim baska ama kismen de olsa alakali bi yaram olan "Kartpostal"lari aklima getirdi....

"Kadinlar ikiye ayrilir" demisti bi arkadasim, gevrek gevrek gulerek ki kendisinin yegane gulusudur zaten bu.. "Kadinlar ikiye ayrilir........bacaklarindan".
Ne zaman biri "maddeler uce ayrilir: yalitkanlar, iletkenler, yari-iletkenler" ya da benzeri bi ayrimcilik yapsa aklima bu sivri zekali arkadasimin yaratici esprisi gelir.. gelir de gulemem..
Algilanmasi daha kolay olsun diye yapilan bu sub-group'lamaya (rehavet abime sevgilerle) bugun bir yenisini de ben katmak istiyorum.
insanlar 3'e ayrilir
(i) o guzelim kartpostallardaki yerlere gitme hayaliyle yasayanlar
(ii) o guzelim kartpostallardaki yerlere gidip de ese dosta caka satmak icin o guzelim mekanlardan o guzelim kartlari alip gicik olduklari insanlara kartpostal yollayanlar
(iii) o guzelim kartpostallara konu olan yerlerde yasayanlar

siz hangi gruba giriyorsunuz bilmuyorum ama bu yaziyi okuyorsaniz 2. gruba girmediginizi umuyorum...

her insan insan gezmek ister. Yeni, guzel yerleri ziyaret etmek; oralarin kulturunu, yemegini tatmak ister. bundan guzel ve dogal bi istek dusunemiyorum. Ve umarim omrumuz yettigince hepimize nasip olur dunyanin dort bir yanindaki guzellikleri tatmak, oralardan bi seyler kapmak. ve butun bunlari yaparken anin keyfini cikarmak.. bi seylerin ispatinda olmadan.... sanirsam bu guzel ve masumane istek ekonomik sartlar el verdigince hayata gecirilmesi olasi bi istek.

zor olani o kartpostallardaki yerlerde yasamak..
ya da soyle demeli
zor olani yasadigin yeri kartpostallara resim olacak guzellige getirmek... ya da.. var olan guzelligin farkina varmak, kiymetini bilmek..
Mesela yukaridaki resimde Boston, Beacon Hill bolgesinde Acorn Sokagini goruyorsun. Ne kadar guzel ve bakimli, degil mi. Kuvvetle muhtemel Acorn Sokagi , Istanbul'un o guzelim yuzlerce sokagindan 300-500 yil daha genc ama muhtemelen o resimde gordugun evler senin su an oturdugun evlerden yaklasik olarak bi 80-90 sene daha genc.. Ve ben (sen) daha eski bir sokakta, daha yeni evinde otururken bu resme ic cekerek bakabiliyorum(sun).

Ve aklima Liverpool taraftarlarinin 2005 sampiyonlar ligi finalinde actiklari pankar geliyor:
form is temporary, class is permanent.

Kartpostallar... O kartpostallara resim olan mekanlar.. O kartpostallarda resmedilen yerleri gezmek isteyenler, gezebilenler ve oralara sahip olanlar.. Herkesin derdi/algisi/beklentisi baska baska.. ve ne yazik ki benim derdim yine baska...

yalova sahiline ugrayanlar bilirler.. derenin denize dokuldugu yerde yer alan postanenin hemen onunde kartpostal satan tekerlekli sandelyeli bi abi vardir..
ben cocuktum o kart satiyordu gecinmek icin..
aradan yillar gecti.. benim hayatim hallerden hallere burundu, onume onlarca firsat cikti...o hala kartpostal satiyor gecinmek icin...

26 Kasım 2007 Pazartesi

Duble Bahşiş Ann

Bu "memleket"te tanıdığım ilginç insanlardan biri de yan komşum Ann. Hoş, diğer taraftaki komşum ilginçlikte Ann'i solda sıfır bırakır ama bugün Ann'den bahsetmek istedim.
Ann, 70-75 yaşlarında bir kadın. Kocasıyla beraber yaşıyor ama kocası felçli olduğu için herşeye o koşturuyor haliyle. Bi tane kızları varmış, IBM'de üst düzey bi iş yapıyormuş, ara sıra o geliyor. Ara sıra da ertesi güne çıkacağı meçhul üç-beş arkadaşı. Ve tabi ki hazır yemek (pizza, çin yemeği vs. ) dağıtanlar.. İşte benim derdim de Ann ile o dağıtıcılar arasında yaşanan 30 sn'lik diyaloglar..
Uzun bir zaman yanlış anlamışım Ann'in önce gelen paketlere bakıp ondan sonra bahşiş verme sebebini. Ben sandım ki Ann verdiği siparişin doğruluğunu kontrol ediyor. Meğer derdi bambaşkaymış. Meğer Ann yazın söylediği dondurmanın eriyip erimediğini, kışın istediği pizzanın paketini açtığında duman çıkartıp çıkartmadığını kontrol ediyormuş. Ve şayet servis istediği gibi, beklediği gibi olursa bahşişi duble veriyormuş.
Aklıma 2007 yılında seçim vaadi olarak hala "duble yol"dan söz edilen bir ülke geldi ama dayanamadım sordum, "ya pizzan buz gibi soğuk getirilirse.. bahşişi tamamen mi kesiyorsun?"
gülümseyerek "40 yıldan beri bu evde oturuyoruz, eh az biraz tanınıyoruz" dedi...

Beleşçi Değil Hipermetrop

25 Kasım 2007 Pazar

I am an ace

Bizim şirkette çalışan Venezuallalı bi hatun var.. Geçenler de iyi bişeyler yapmış olacak ki mutlu bir ses tonuyla "I am an ace, I am an ace" diye bağrınıyor ama öyle bi aksanı var ki -ben de aksanlı oldugum icin bana koymuyor ama- amerikalı arkadaşlar sormadan edemedi
bu kız neden "I am an ass, I am an ass" diye yırtınıyor diye ...

24 Kasım 2007 Cumartesi

Hıncal oldum dolaştım bu alemi: Günün Sözü

Gün aşırı radikal karar alan ben bazen "uleyn acaba girmesemiydik bu işe" diye soruyorum kendi kendime. Zira kimi zaman riskli taşların altına sokuyorum elimi, kimi zamansa aşırı uçarı, sonu gelir mi gelmez mi belli olmayan işlerin peşine. İşte böyle zamanlarda, 1969 yılında Data Processing Management Association'dan "man of the year" ödülünü alan ilk kadın olan Grace Murray Hopper'ın şu güzel lafı aklıma gelir, ardından da ben gaza gelirim



A ship in port is safe, but that is not what ships are for.
Grace Murray Hopper

Sana sit-com tadında bir hayat dilesem

KRAMER: Hello and welcome to Movie phone. If you know the name of the movie you'd like to see, press one.

GEORGE: Come on. Come on.

KRAMER: Using your touch-tone keypad, please enter the first three letters of the movie title, now.

(George presses 3 keys)

KRAMER: You've selected ... Agent Zero? If that's correct, press one.

GEORGE: What?

KRAMER: Ah, you've selected ... Brown-Eyed Girl? If this is correct, press one.

(George looks baffled)

KRAMER: Why don't you just tell me the name of the movie you've selected.

GEORGE: Chunnel?

KRAMER: To find the theater nearest you, please enter your five digit zip-code, now.

(George enters his zip-code)

KRAMER: Why don't you just tell me where you want to see the movie?

GEORGE: Lowes Paragon, 84th and Broadway.

KRAMER: (picks up paper) Chunnel, is playing at the Paragon 84th Street cinema in the main theater at 9:30 PM.

GEORGE: Yeah, now I gotcha! (hangs up the phone and rushes out the door)

KRAMER: It's also playing in theater number two at 9:00.

22 Kasım 2007 Perşembe

Harvard Köprüsü 364.4 smoot'tur !!!



Boston'dan Cambridge'e dogru Mass Ave'den gelenlerin geçtiği Harvard Köprüsünün tuhaf bi özelliği var, paylaşayım istedim. Boston'ın Back Bay'i ile MIT kütüphanesinin arasındaki bu kopruden arabayla değil de yürüyerek geçerseniz uzerinde 50 smoot, 80 smoot seklinde ilerledikçe artan rakamlar görürsünüz. Metrik unit'leri kullanmayan pis ABD'lilerin yine abuk subuk bi birim kullandığını düşünuyorsaniz, yanılmadınız.

Adamlar köprüyü inşa ederken Lambda Chi Alpha adlı öğrenci birliğinin en kısa üyesini istemişler.. O da gelmiş garibim bilmeye bilmeye. Sonra bu adamlar Oliver Smoot denen öğrenci parçasını bir guzel mezura etmisler kendilerine, ordan oraya tasinabilir bi metreymiscesine yapmışlar ölçümlerini. Her ölçümde de cekinmemisler insa ettikleri kisima bunu yazmislar: 50 smoot, 80 smoot vs. En nihayetinde koptu bitmis, tam tamina 364.4 smoot. Ve Oliver abimizin ismi Boston tarihine tuhaf bi sekilde de olsa gecmis..

Küçük bir not Oliver Smoot o meşhur George Smoot'un da yeğeniymis..
bi not daha 1 smoot=1.7 metre imiş.