insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2007 Pazartesi

Irkçılık mı dediniz... Taze bitti


beyaz çocuk beyaz babasına sordu (belki de dedesiydi bilemiyorum)
- siyahların saçı ağarmaz mı
babası ya da dedesi her kim ise işte o yanıtladı
- ağarır ağarmasına da genelde zenciler o kadar yaşamazlar

5 Aralık 2007 Çarşamba

Makarna: Öğrencinin ve fakirin dostu

Geç gelmemiştim oysa işten.
Halim yoktu anla işte.
Dedim şöyle bir basitten.
Yalan soslu bir makarna.
Bir, bilemedin iki kadeh de şarap
Oh... yeme de yanında yat...
Yok boşver..bi ye hele..sonra yatarsın..

Önce iki öğün çıkar dedim.
Sonra yok bunun yarısı az be...
Sonunda da bitirdim..
Bir tencere makarnayı
Yalan soslu...

Her makarna yiyişimde aklıma iki şey gelir ki normal de her maddeyi bir (one and only one) olaya/kişiye/anıya mal ederim.. Birincisi bu "ekmek bulamadığında pasta ye" sözünde bahsi geçen pasta makarna mıdır? zira ingilizcesi budur. ama sözü eden fransızdır. (yarın bunu fransız bi arkadaşa sorup size ileteceğim değerli okurlar ve eminim ki siz de o ana dek işten güçten düşecek, acaba öyle mi diye kendi kendinizi yiyeceksiniz).

Bir diğer soru ise yıllar önce maddi durumu hiç de iyi olmayan bi arkadaşımın ettiği bi kelamdır. Ne alaka hatırlamıyorum ama bi gün bi şekilde bana "fevri, benim en sevdiğim yemek makarnadır" demişti de ne diyor bu dallama diye kendime sormadan edememiştim. Ve hala sorarım kendi kendime gün aşırı makarna yemek zorunda olan bu zat, bu lafı ederken, içinde buldugunuğu bu zorunluluk haline kendince bi açıklama mı getiriyor yoksa sahiden de en sevdiği yemek makarna mı diye....

ERTESI GUNUN DUZELTMESI:
ifinim sozun asli « S'ils n'ont pas de pain, qu'ils mangent de la brioche ! » imis.
hedef kelime: brioche
linke tiklarsaniz goreceginiz uzre brioche denen nane ekmegin zengin arkrabasiymis. Marie-Antoinette'in biraz keto biri oldugunu gostermek icin kullanilan orneklerin basinda geliyormus.

26 Kasım 2007 Pazartesi

Duble Bahşiş Ann

Bu "memleket"te tanıdığım ilginç insanlardan biri de yan komşum Ann. Hoş, diğer taraftaki komşum ilginçlikte Ann'i solda sıfır bırakır ama bugün Ann'den bahsetmek istedim.
Ann, 70-75 yaşlarında bir kadın. Kocasıyla beraber yaşıyor ama kocası felçli olduğu için herşeye o koşturuyor haliyle. Bi tane kızları varmış, IBM'de üst düzey bi iş yapıyormuş, ara sıra o geliyor. Ara sıra da ertesi güne çıkacağı meçhul üç-beş arkadaşı. Ve tabi ki hazır yemek (pizza, çin yemeği vs. ) dağıtanlar.. İşte benim derdim de Ann ile o dağıtıcılar arasında yaşanan 30 sn'lik diyaloglar..
Uzun bir zaman yanlış anlamışım Ann'in önce gelen paketlere bakıp ondan sonra bahşiş verme sebebini. Ben sandım ki Ann verdiği siparişin doğruluğunu kontrol ediyor. Meğer derdi bambaşkaymış. Meğer Ann yazın söylediği dondurmanın eriyip erimediğini, kışın istediği pizzanın paketini açtığında duman çıkartıp çıkartmadığını kontrol ediyormuş. Ve şayet servis istediği gibi, beklediği gibi olursa bahşişi duble veriyormuş.
Aklıma 2007 yılında seçim vaadi olarak hala "duble yol"dan söz edilen bir ülke geldi ama dayanamadım sordum, "ya pizzan buz gibi soğuk getirilirse.. bahşişi tamamen mi kesiyorsun?"
gülümseyerek "40 yıldan beri bu evde oturuyoruz, eh az biraz tanınıyoruz" dedi...

25 Kasım 2007 Pazar

I am an ace

Bizim şirkette çalışan Venezuallalı bi hatun var.. Geçenler de iyi bişeyler yapmış olacak ki mutlu bir ses tonuyla "I am an ace, I am an ace" diye bağrınıyor ama öyle bi aksanı var ki -ben de aksanlı oldugum icin bana koymuyor ama- amerikalı arkadaşlar sormadan edemedi
bu kız neden "I am an ass, I am an ass" diye yırtınıyor diye ...

24 Kasım 2007 Cumartesi

Hıncal oldum dolaştım bu alemi: Günün Sözü

Gün aşırı radikal karar alan ben bazen "uleyn acaba girmesemiydik bu işe" diye soruyorum kendi kendime. Zira kimi zaman riskli taşların altına sokuyorum elimi, kimi zamansa aşırı uçarı, sonu gelir mi gelmez mi belli olmayan işlerin peşine. İşte böyle zamanlarda, 1969 yılında Data Processing Management Association'dan "man of the year" ödülünü alan ilk kadın olan Grace Murray Hopper'ın şu güzel lafı aklıma gelir, ardından da ben gaza gelirim



A ship in port is safe, but that is not what ships are for.
Grace Murray Hopper